İlk öğretmenime sevgiyle






Tanıdığım ilk öğretmen annemdi. 


Sabahları erken uyanır itinayla hazırlanırdı. Hayranlıkla izlerdim annemi. Evden çıkarken çantasını ile gece saatlerce uğraşıp hazırladığı plan defterini eline alır, kardeşimi ve beni öper giderdi.
Gittiği yerin adı okuldu, birkaç kez beni de götürmüştü oraya. Sınıf adı verilen odalarda çocuklar vardı, benden büyüklerdi. Bizi görünce koşup gelirler, sevinirler, öğretmenimizin kızı gelmiş der ve benimle ilgilenirlerdi. Küçüktüm, utanırdım ilgiden onlara pek yaklaşmak istemezdim. Annemin elini sıkıca tutar, öğrenci denen benden büyük aslında küçük o insanlarla hiç konuşmazdım. Ben sustukça onlar "ay ne tatlısın" der yanaklarımdan öpmek isterlerdi. Nefret ederdim onlardan çünkü annem onlara gitmek için kardeşimle beni her sabah terk ederdi. Onlar için defterlere planlar yazar, yazılı soruları hazırlar, yazılı kağıtlarını okur, onlar için oyunlar etkinlikler araştırır, boyumdan uzun kocaman kağıtlara yıllık planlar yazardı. Kardeşim ve ben annemin öğrencilerinden arta kalan zamanını beklerdik hep. Günün büyük çoğunluğunda öğrencileriyle beraberdi, çok kıskanırdım onları. Bazen onların annesi olduğunu düşünmüşlüğüm de vardır.


Geçenlerde annemle ilgili bir evrak lazım oldu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden verilen yazıda istediğim bilgilerle birlikte şöyle bir cümle de yazıyordu:"1989 yılında görev başında vefat etmiştir." Vatanın selameti için görev başında ölenler şehit miydi? 


Tanıdığım ilk öğretmendi annem. Ne kadar özveriyle çalıştığını ne kadar kutsal bir iş yaptığını yıllar sonra anladım. Otuzlu yaşlardaydı öldüğünde, ardında ona hasret iki çocuk bıraktı. Babam büyük bir adanmışlıkla o boşluğu doldurmaya çalışsa da annenin yeri anneye, babanın yeri babaya aitti.


Hayat devam ederken yıllar içinde başka bir şeye dönüştü anneme özlemim. Annesini hiç görememiş çocukların varlığını düşünerek teselli ettim kendimi. Bu teselli hiç hoş değildi ama gerçekti. Sonra, devlet tarafından bakımını üstlenilen çocuklara yönelttim dikkatimi. Araştırdım, medyada yayınlanan her haberin peşine düştüm. Görevini ihmal eden ve sonra hak ettikleri şekilde adalet önünde hesap veren ayrık otlarının illegal icraatları dışında, çocukların iyi bakıldığına kanaat ettim.


Bu kanaatten hareketle, Sayın Cumhurbaşkanı'nın önderliğinde yüce Türk Milletinin himayesinde olduklarını hatırlatmak amacıyla koruma altındaki çocuklar için bir proje hazırladım. İnşallah, projenin hayata geçmesi için desteğini beklediğim Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendisine emanet edilen çocuklarının sadece temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, onların menfaatleri için hep daha fazlasını hedeflediğini bir kere daha ispatlayacaktır. Onların topluma mutlu bireyler olarak kazandırıldıklarını bilmek, hepimizin içini daha da ferahlatacaktır . Kim bilir, belki projem zamanla tüm dünyaya yayılır ve mutlu çocuk sesleriyle çınlar gök kubbe. 


Ve artık, 24 Kasımlarda içi boşaltılmış anma törenleri yapmak yerine tıpkı istihbarat teşkilatımız, polislerimiz, askerlerimiz, doktorlarımız.... vatanı sırtlanmış ve bunu kendine görev edinmiş tüm vatanperverler gibi öğretmenlerin de gerekirse canı pahasına çalıştığının hatırlanmasını isterim. Bir öğretmen binlerce hayat kurtarmaya muktedirdir. Aydınlık yol onların eseridir.  Bu vesileyle başta anneciğim olmak üzere, büyük bir özveriyle ve inançla çalışan tüm eğitim neferlerinin öğretmenler gününü kutlar, saygılar sunarım. 


Not: Yazının başındaki fotoğrafta, Cumhuriyet Bayramı için kendi yazdığı konuşmayı okuyan ilkokul öğrencisi ben; sesimin herkes tarafından duyulması için mikrofonu tutan öğretmen annemdir. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurtarın o çocukları

Rüyalar gerçek midir