Kalite
Kalite nerededir?
Şık ve pahalı bir restorana
gittiniz. Siz ve yanınızdakiler pahalı yemekler sipariş ettiniz. Masanızda
beyaz peçeteler vardı. Garsonlar işlerini iyi yapıyorlardı ve aşçı lezzet
fırtınasını masanıza servis ettirdi. Hoş müzikler eşliğinde sohbet ettiniz,
tatlı da yediniz. Kimlerle geldiyseniz onlarla restorandan ayrıldınız. Kalite
orada mıydı?
Çoktandır ev işlerine yardım
etmesi için birini arıyordunuz. Eşe dosta haber verdiniz, internet ilanlarına
baktınız, birkaç danışmanlık şirketiyle görüştünüz. En sonunda komşunuzun
tavsiye ettiği temizlikçiyi denemeye karar verdiniz. Sabah 8.30’da kapı çaldı.
Henüz yataktaydınız, hızlıca kalkıp üstünüze bir şey geçirdiniz ve telaşla
terliklerinizi giyerek kapıya doğru koştunuz. Saçınız yüzünüz perişandı. Kimin
geldiğinden o kadar emindiniz ki kapının dürbününden bakmadan kapıyı
açıverdiniz. O da ne? Temiz, hoş bir kadın kapınızın önünde
duruyor. Şaşırarak ona baktınız, görünüşünüzden utandınız. Size gelen
temizlikçi olamazdı o tatlı kadın, böyle düşündünüz birkaç saniye içinde. Biraz
hüsrana uğramış bir ses tonuyla: “Kimi aramıştınız?” diye sordunuz. “Ben yeni
temizlikçinizim” dedi. Kalite orada mıydı?
Bir film izlediniz, adı Kill Bill. Filmde bir kadın vardı, daha ilk sahnede vurdular onu. Siz ne olduğunu anlayamadan kapandı kadının güzel gözleri. Öldü sandınız, üzüldünüz. Kadın tam da evlenmek üzereydi. Kilisedeydi. Sanki, Alec Baldvin’in film setinde yanlışla vurduğu sonra da vurmadığını söylediği kadının dramını yaşar gibiydi. Ama filmdeki kadın ölmedi. Hep birilerini aradı, buldu. Onlarla dövüştü, yaraladı, yaralandı, bazen öldürdü ama ölmedi. Siz hep düşündünüz, neydi bu kadının derdi. Öyle korkunç sahneler vardı ki filmde gözlerinize inanamadınız. Zalimliğin zirve yaptığı bir sahnede kadının diri diri mezara koyulup gömüldüğüne ama yine de ölmeyip mezardan çıktığına şahit oldunuz. Yok daha neler deyip biraz alay ettiniz. Filmin sonunda gördünüz ki kadın vurulduğunda hamileymiş ve hastaneye götürüldüğünde bebeğini sezaryanla alıp babasına vermişler yani Bill’e. Finalde ölümsahnesi. Kalite orada mıydı? Kurguda ya da oyuncularda?
Kırmızı ışıkta durdunuz. Bir
dilenci arabanıza doğru yürüdü. Onunla göz göze gelmemek için başınızı öteki
tarafa çevirdiniz, müziğin sesini biraz daha yükselttiniz. Niye dileniyor
çalışsın kazansın diye düşündünüz. Zaten dilenciye verecek nakitiniz yoktu. Benzin her gün zamlanıyor, marketteki her şeyin üstüne her gün yeni fiyat
etiketleri yapıştırılıyordu. Hayat her gün daha da zorlaşıyordu. Yeşil ışık
yandı gaza basıp gittiniz. Arkadaşlarınızla bulaşacaktınız, tam zamanında
buluşma adresindeydiniz. Politik konularda yorum yapmayı seven siz, orada arkadaşlarınızla
sohbet ederken mültecilere ve evsiz insanlara çok üzüldüğünüzü söylediniz.
Onlar için daha iyi bir şeyler yapmak gerekir, dediniz. Kalite orada mıydı?
Kalite insanın özündeydi, çoktandır unuttuk. Bu yüzden kaliteyi metada ya da başka şeylerde arar olduk. Bize hayatlarını adamış anne ve
babamızın dedikodusunu yaparak başladık yozlaşmaya. Değerlerimizi unuttuk. Hayatı görmek istediği gibi gören, çok
konuşan az düşünen, kaliteyi pahalı markalarda ve banka hesaplarında sanan
insan topluluklarına dönüştük. Merhamet etmeyi unuttuk. Sabır sözcüğünü literatürden
kaldırdık, istediğimiz her şey en kısa zamanda gerçekleşmeliydi. Aklının ve zekâsının
değerini bilmeyen, kendisine lütfedilmiş güzelliğe ve sağlığa şükretmeyen ve
kendini başkalarıyla sürekli kıyaslayan kıskanç idlere dönüştük. Korkulması
gereken, doymak bilmeyen açlarız. Kalite insanın özündeydi ama uzun zaman
önce insanlar jetlerine binip, hızla özlerinden ve kaliteden çok uzaklara
gittiler.
Csnım hocam💕 Hepimizin her gün yaşadığı ama asla “kaliteli mi?” diye sorgulamaya bile cesaret edemediğimiz birçok konuya değinmişsiniz. Ne de güzel olmuş💕Yüreğinize sağlık🌸
YanıtlaSilYine çok güzel. Eline yüreğine sağlık 🌹
YanıtlaSilherkesin kalite arayışı bir metaya dönüşmüş.. bir ürünün kalitelisini bulmak için daha fazla ödemeye, daha uzağa gitmeye, daha büyük borçlara girmeye razıyız ama kendi kalitemiz için maalesef bir şeyler yapmaya hiç birimizin gönlü yok.. bende çok farklı düşünceler uyandıran bu harika yazı için çok teşekkür ederim Sinem hocam <3
YanıtlaSil