Kısa saçlı küçük kız
Küçük kız saçları kısacık
kestirildiği için çok üzgündü. Babası onun elinden tutar, ayda bir kere erkek
berberine götürür ve zalim bir sesle: “Erkek saçı gibi kısa kesin!” derdi. Bu
sesi duyunca küçük kız berber koltuğunda daha da küçülürdü. Başını önüne eğerdi. Bazen gözlerinden yaşlar yuvarlanırdı. Babası görmesin diye
çabucak küçük elleriyle silerdi gözyaşlarını. Berber çalıştırınca o korkunç
sesli saç kesen makinayı, mahalledeki kız arkadaşlarını düşünürdü küçük kız.
Hepsinin de saçları uzundu. Birkaç gözyaşı daha süzülürdü yanaklarından. Küçük
kız berber koltuğunda sessizce oturup önüne bakardı. Aynaya hiç bakmazdı.
Berber de üzülürdü küçük kızı
böyle gördükçe. Elleri titrerdi onun saçlarını keserken. Bir kere zalim babaya:
“Abi” dedi tedirgince “Bu bir kız çocuğu. Onu bir kadın kuaförüne annesiyle
göndersen daha iyi olmaz mı? Bu dükkânda erkek müşteriler var. Hem de kızlar
saçlarını bu kadar kısa kestirmekten hoşlanmazlar. Askere mi gidecek bu
yavrucak?”
Baba hiç taviz vermedi. “Kes diyorsam
kes!” Diyerek tersledi berberi. “Sen nerden bileceksin çocuk yetiştirmeyi.
Disiplinle büyüyor kızım! Zaten saçları hiç yoktu doğduğunda kestirdikçe
güçlendi. Bak nasılda çoğalıyor saçları!” Zalim baba kızının kalbinde kurşun
yarasına benzer yaralar açarak gülerdi.
On dakikadan daha az bir
sürede kesilirdi küçük kızın saçları. Her ay bu kadar kısa kesildiği için kız
saçları uzasa nasıl görüneceğini hayal bile edemezdi. Yere düşen kısacık kıl kadar saçlara
bakar, babasının saçlarını uzatmasına asla izin vermeyeceğini düşünürdü. Kesim
bittikten sonra berber kızın omzuna sevgiyle dokunur: “Güzel kız şimdi daha da
güzel oldun.” Derdi. Oysa kız da berber de biliyorlardı kızın güzel görünmekten
çok uzak olduğunu. Küçük kız üzülmesin diye iltifat ederdi berber, iltifatı duyan
kız daha da çok üzülürdü.
Küçük kızın boynunda bağlanan
kesim örtüsü silkelenir ve kızın giysilerine dökülen minicik saçlar, kızın
saçlarından daha uzun kılları olan bir fırçayla temizlenirdi. Babası kızı elinden
tutar ve koltuktan kaldırırdı. Baba kızın göz hizasına kadar eğilir: “Harika
görünüyorsun!” derdi. Küçük kız babasının gözlerinde sevildiğini görürdü. Az
önce ağladığını, üzüldüğünü, mahalledeki uzun saçlı kız arkadaşlarını unuturdu.
Kız babasının onu çok sevdiğini kalbinde hissediyordu.
Evlerine doğru el ele
yürürlerdi baba kız. Konuşur gülüşürlerdi çoğu zaman. Kız gökyüzüne bakar gibi
bakardı babasına. Babası uzun boylu, güçlü, gökyüzü gibi her yeri kaplayan bir
adamdı. O kadar çok severdi kız babasını, onun yanındayken ne saçları ne de
onunla “erkek Fatma” diye alay eden çocukları hatırlardı. Saçlarını böyle
kestirmekle babasının sevgisini daha da kazandığını zannederdi.
Evlerinin kapısından girince
yaman bir çelişki kaplardı küçük kızın içini. Çünkü erkek kardeşinin saçları
uzundu. Kardeşini görünce hemen ellerini yıkamak bahanesiyle banyoya koşardı
kız. Banyodaki aynada kendini görebilmek için parmaklarının ucunda yükselir ve
yok denebilecek kadar az saçlarını aynada görünce yine ağlamaya başlardı.
“Annem ve babam beni hiç sevmiyorlar. Ben de erkek olsaydım saçlarım uzun
olurdu belki. Beni kız olduğum için cezalandırıyorlar.” Diye düşünür ağladıkça
ağlardı. Dakikalar sonra yüzünü yıkar ve hiçbir şey olmamış gibi banyodan
çıkardı. O evde onu anlayan kimse olmadığını düşünürdü.
Ertesi ay, sonraki aylarda ve
sonraki yıllarda da küçük kızın saçları hep kısa kestirildi. “Saçları zayıf,
kuvvetlensin" diye. Küçük kız travmalarla kocamam büyüdü lakin yine de "saçların neden hep kısa" diye soran meraklılara, kendinden emin bir tavırla: “Büyüdüğüm zaman saçlarımı
uzatacağım. Saçlarım zayıf kuvvetlensin diye bu kadar kısa kestiriyorum. Haaa
ha biliyor musunuz doğduğumda hiç saçım yokmuş! Ha ha haaa bakın şimdi ne kadar
gür saçlarım var!” Bir çocuk, kendisi için büyük bir yarayı ancak bu kadar güzel
dönüştürebilirdi. Onun duygularını hiç önemsemeyen ailesine hiçbir itirazda
bulunmadan her ay erkek berberindeki koltuğa gözyaşı akıtır ama gelecekte saçlarını hiç kestirmeyeceğine kendine söz verirdi.
Zaman hızla geçip gitmeye
devam ederken küçük kız büyüdü ve eğitim için başka bir şehre kısacık
saçlarıyla gitti. Yıllar sonra geri döndüğünde kızın beline kadar uzanan
saçlarını görenler önce onu tanımakta zorlandılar. Babası da çok şaşırdı ve
beğendi bu uzun saçları ve dedi ki: “İyi ki sen küçükken kısa kestirmişiz
saçlarını, nasıl da güzel ve gür görünüyorlar şimdi!” Kız saçını savurarak
güldü: “Evet babacığım, iyi ki kısacık kestirmişsin saçlarımı. Yoksa ben bu
kadar güçlü olamazdım.”
Sinem hocam kaleminize sağlık ❤️❤️❤️
YanıtlaSilEline yüreğine sağlık Sinem'ciğim
YanıtlaSil