Bahar Babacan bir başarı hikâyesi

 



En az 10 yıl önceydi. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle randevu aldım. Ankara’nın iyi semtlerinden birinde, dik ve dar merdivenlerle çıkılan manikür salonuna gittim. Kapıda güler yüzlü genç bir kız karşıladı beni ve cam kenarındaki koltuğu gösterdi. Oturup yoldan geçen arabaları izlemeye başladım. Birkaç saniye sonra tatlı bir ses duydum: “Sinem hanım?” Sesin sahibi Bahar Babacan’dı. O günden beri tanırım bu azimli kadını.

 

Kısa bir süre sonra o dükkândan ayrıldılar. Bahar tüm parasını yatırıp hatta biraz da kredi çekip yine çok iyi bir semtte bir villa satın aldı. Bahar Babacan Beauty Center, o villada doğdu. Müşteriler dükkâna akıyordu. Villa yetmedi, Çankaya’da dublex bir mekân daha açtı. Gittikçe büyüyordu, Ankara’ya sığamamaya başladı ve İstanbul’da daha sonra da Kıbrıs’ta birer şube daha açtı. Katar’da açacağı şubenin hazırlıklarını yapıyor şu günlerde. Sonra Bodrum, Dubai ve niceleri eklenecek Bahar Babacan imparatorluğuna.

 

Her dükkânda çalışıyor Bahar. Patron değil, özverili bir çalışan. Bu yoğun temposunun arasında bana özel bir zaman ayırdı ve bugün onunla röportaj yaptım. Yıllar önce tanıdığım kadın, çok zengin ve çok ünlü oldu. Adını bir markaya dönüştürdü. Ama kendinden, karakterinden hiç ödün vermedi. Belki de başarının altın kuralıdır, çalışmak ve dik durmak.

 

Çankaya’daki ofisinde, lezzetli ikramlarla ağırladı beni. Sohbeti her şeyden daha tatlıydı. Kısa bir hoş beşten sonra hemen sordum: “Kırılma noktan neydi?”

 

-       Annem öldüğünde 13 yaşındaydım. Ardından babamı kaybettim. 7 kardeştik ve hayata tutunmak için çalışmalıydım.

 

Bunları söylerken ağlamaklı ses tonuyla konuşmadı. Dram yaratmayı sevmem, dedi. Herkesin bir hikâyesi var, benim ki böyle başladı diyerek gülümsedi. Bu kadar büyümeyi hatta bir marka olmayı hiç hayal etmiş miydin diye sordum. “Marka olacağımı biliyordum!” dedi. Hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanan ben, kadere bir kere daha inandım.

 

-       Kendini sevmek benim sloganımdır. Kendini sevmeyen hiçbir işte gerçek başarıyı yakalayamaz. Kendimi seviyorum. Çabuk sinirlenen ama kin tutmayan bir kadınım. Özür dilemeyi bilirim. Vefalı, dürüst, açık sözlü, esprili yönlerimi sevdiğim gibi çabuk sinirlenen kendimi de seviyorum.

 

O kadar samimiydi ki söylediklerinde, gözleri konuşurken ışıl ışıldı. Bu azimli ve kendiyle barışık kadının üzüldüğü ya da hayal kırıklığına uğradığı zamanlarda ne yaptığını merak ettim. Kocaman gülümsedi.

 

-       En büyük hayal kırıklıklarında 20 dakika, diğerlerinde birkaç saniye üzülürüm. Beni kıran insanların hayatımı mahvetmesine izin vermem. Eğer içim kararmaya başlamışsa hemen odak noktamı değiştiririm. Bir dükkândan diğerine giderim, çalışırım, dizi film izlerim. Kendimi meşgul edecek bir şeyler mutlaka bulurum. Acının beni ele geçirmesine izin vermem. Kimsenin buna hakkı yok.

 

Kendine olan saygısıyla herkesin de saygımı kazanan Bahar Babacan, sorumsuz ve kendine saygısı olmayan insanları sevmediğini söyledi. Öyle ya kişi saygı görmek için önce kendine saygı duymalı; sevilmek için de önce kendini sevmeyi öğrenmeli. Bahar sevme işinde öyle gelişmiş ki iki evladının dışında Ucim’deki çocuklara da gönül vermiş. Saadet öğretmenin başkanlığında çocuklar için elinden geleni yapmaya çalışıyormuş.

 

Ucim bağlantısını yeni öğrendim ama Bahar’ın kanser tedavisi konmuş kadınlara bedava kalıcı makyaj yaptığını biliyorum. Kaşlar ve kirpikler dökülmeden önce yaptığı işlemlerle, kadınların bu zor zamanları bir nebze de olsa daha “güzel” geçirmesine yardım ediyor ve ekliyor: “Güzellik evrensel. Dünyanın her yerindeki kadınlar güzel olmak istiyorlar. Bu yüzden başka ülkelere şubeler açmaktan hiç korkmuyorum. Hepimiz aynı kafadayız.”

 

Bahar Babacan’ın en büyük hayali bir dünya markası olmak. Bu hayalini iki güzel çocuğuyla paylaşmak ve onlarla Dubai’ye yerleşmek istiyor. Büyük ve görkemli markasını gün geldiğinde kızına devretmek, Sarıyer’in alt kadrosunda futbol oynayan oğluna da bu yolda destek olmak diğer hayalleri arasında.

 

-       Hiçbir şey için pişman değilim. Düşe kalka yaşamayı öğreniyoruz. Asla asla demem, böyle bir şey olamaz zaten. An gelir her şeyi yaparız. Sonrası biraz üzücü olsa da yaşamadan bilemeyiz.

 

Sohbet derinleşirken onu biraz geriye götürmek istedim. Yirmili ve otuzlu yaşlarındaki senle, bugünkü seni kıyaslar mısın dediğimde masaya kapanıp çok güldü:

 

-       Yirmili ve otuzlu yaşlar çöp! Yaşamayı, sevmeyi, giyinmeyi ve pek çok şeyi öğrenmeye çalışıyorsun o yıllarda. Hepsi yarım yamalak. Ne istediğini henüz anlayamadan yapmaya çalıştığın ve elbette çuvalladığın yıllar.

 

Bahar Babacan; sıcacık sohbetiyle, samimiyetiyle, hayata bakışıyla, azmiyle, çalışkanlığıyla, anneliğiyle, merhametiyle, insanlara saygısıyla, yardımseverliğiyle, gülen yüzüyle hep örnek bir insan olacaktır. Aynı zamanda Bahar Babacan, Türk kadınının dünyadaki en etkin ve en başarılı örneklerinden biridir.

 


Yorumlar

  1. Gerçekten takdir edilecek bir yaşam öyküsü,bunu kadın olarak yapması bence başarıyı katlıyor.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Bahar Hanım sizi az çok tanıdığım için bende çok mutluyum, hayata bakışınız güçlü durmanız gerçekten takdir edilesi… Hemcinsimin başarısını okumak beni çok mutlu etti başarılarınızın devamını dilerim güzel insan.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurtarın o çocukları

İlk öğretmenime sevgiyle

Rüyalar gerçek midir